15 Haziran 2012 Cuma

Bordo pasaportun mu var, derdin var: Vize

Pasaporta başvurduktan sonraki bir haftamı yeşil pasaportlu arkadaşlarımla kavga ederek geçirdim. Onların pasaportunun üç dakikada filan çıktığı yetmiyormuş gibi bir de vize almıyor olmaları batıyor işte.

Çünkü benim pasaportum on günde çıkıyor. O pasaport çıktıktan sonra ben koşa koşa vizeye başvuruyorum. Tabi bu vizeye başvurma süreci de konsolosluktan konsolosluğa fiyat farkı gösteriyor. Fransa 60 Euro alıyor mesela. Ama VFS Global üzerinden başvurursanız bu fiyat 85 Euro'ya çıkıyor. Yani ne kadar yeri kendinize aracı edinirseniz, bir vizenin fiyatı o kadar yükseliyor.

Neyse ama asıl anlatmak istediklerim bunlar değil. Ben vizeye nasıl başvurdum?

Öncelikle dediğim gibi, pasaportumun gelmesini bekledim. Ki kendisi ben başvurduktan on gün sonra elime geçti. Tabi ben yine işleri biraz sarkıttım ve vize başvurusunu 12 Haziran'a kadar ertelemeyi başardım. Yok işte evraktır, rezervasyondur derken bir bakmışım ertesi hafta oluvermiş yani.

Topladığım belgeleri teker teker yazmaya gerek görmüyorum. Zaten yurt dışına çıkacak herkesin yapması gereken şey vize için başvuracağı konsolosluğun sayfasına girip, yazılı belgeleri bir yerlere not almak, gerekirse o belgeler için anne-babasını taciz etmektir. (Babamın benim masraflarımı karşılayacağına dair belgeler filan...)

Ben vizemi Fransa'dan alacaktım. Hem en uzun süre kalacağım yer orasıydı, hem de ilk gireceğim ülke olduğu için sorun çıkmasını istemiyordum. Ama internette gördüğüm bir şey oldukça çelişkiye düşmeme neden oldu: Fransa, eğer daha önce onlardan vize alıp da Fransa yerine başka bir yere gittiyseniz size vize vermiyordu. Tahmin ettiğiniz gibi benim de böyle bir hikayem vardı. Yunan Adaları turunda aldığımız vize Fransa'ya aitti. Ama bu bizim suçumuz değil, tamamen turizm şirketinin suçuydu. Haydi aldı mı beni kara kara düşünceler?

Bir de üzerine turizm şirketi açmış bir arkadaşım da aynı şeyden bahsedince, dedim eyvah! Gidemiyorum herhalde ben! Bilettir, pasaporttur totalde 1000 lira harcadım o zamana kadar var ya, nasıl oturur içime...

Hayır sadece bunlar yazsa yine iyi. Oraya varılacak tarihten bir gün sonraya vize vermeler olsun, uçak biletini yakmak zorunda kalanlar olsun, iyice tutuştum.

Annem yetişti. "Dur bakalım, bir deneyelim. Olmadı sen İzmir'den dönünce başka yere başvururuz."

Bunun üzerine 13 Haziran'a VFS Global'den randevu aldık.  http://www.vfsglobal.com/  (VFS Global, Fransa vizesi için işlemleri yapan firma. Birkaç ülke daha var, siteden bakabilirsiniz.) Ama tabi ki önceden yine VFS Global'i aradık. "Valla siz bir gelin, alırız." dediler. Biz de bütün evraklarımızı kuşanıp, cepheye doğru yola koyulduk. VFS'nin yeri oldukça kolay: Metrodan Osmanbey durağında iniyorsunuz, Pangaltı çıkışından çıkıp, Taksim yönüne yürüyorsunuz. Sağ tarafta kalıyor. Zaten eşek kadar yer, kaçırmazsınız yani.

İçeri girdik. Çanta kontrolü, sensörler filan, sonra bir abla "Ne için gelmişiniz?" diye sordu. Annem başladı: "Aslında bizim randevumuz yarın ama kızım haftaya İzmir'de olacak, o yüzden bugün yer varsa araya kaynamak istiyoruz biz. Bir sorun çıkarsa filan daha önceden halledebilelim diye..." Abla aldı bizi içeriye. Yanlış anlaşılma olmasın, pasaporttaki gibi değil. Randevu olup olmamasını takıyor aslında VFS. Abla ismimi sordu önce, elindeki listeden kontrol etti filan.

Kapının hemen orada elimdeki formu doldurdum. Aslında daha önceden doldurmuş olmam gerekiyordu ama savsaklamıştım (her zamanki gibi). Fransa'nın çok tatlı bir özelliği var: Elinizdeki tüm belgelerin İngilizce ya da Fransızca olması gerekiyor. Dolayısıyla form için bir de örnek Türkçe formu çıkartıp ona baka baka doldurdum. (Yalakalık olsun diye Fransızca olanı doldurdum da.)

***Bu arada evet, okuldan öğrenci belgesini İngilizce olarak aldım.

İçeri girdik, sıra bekledik, vardık vezneye. Abla elindeki listeden belgelerimin tamam olup olmadığını kontrol etti. Her şey tamam, iyi güzel derken... "Siz bu rezervasyonu 6 günlük almışsınız. 14 gün Schengen eyaletlerinde kalmak istiyorsunuz. Buna sorun çıkarabilirler. Mümkünse en çok Fransa'da kalacağınıza dair belgeler getirebilir misiniz?" dedi.

***Ondan da bahsedeyim.  http://www.booking.com/ adresli kurtarıcı siteye girip ücretsiz iptalli rezervasyonlar yaptırıyorsunuz. Kredi kartı numaranızı veriyorsunuz ama parayı çekmiyorlar. Yani siz oteli kullanmaya başlayana kadar... Biz yine de sanal kart numarası verdik. Siteyi normal bir ziyaret yapacaksanız da kullanabilirsiniz, benim gibi interrail yapacak olursanız da. Duyduğum kadarıyla pek çok insan da bu siteyi kullanıyormuş.

Vizeye geri döneyim. İnterrail filan dedik, dinletemedik. Gerçi abla da haklıydı. "Eğer hemen halledebilecekseniz, beşe kadar gelin. Ben sizi aradan alırım." diyerek gözümde tam bir kahraman, tam bir Avenger konumuna yükseldi. "Elini ayağını öpeyim, gözünün yağını yiyeyim, sen ne güzel bir insansın!" bile demeden, koşarak bir internet kafe bulduk. Diğer ülkelerde daha az kalacağımı gösterir şekilde üç randevu ve çıktılarını aldım.

Hazır öğle arası oldu onların da diye, bir öğle yemeği yedik. Ardından tekrar saldırıya geçtik. Abla beni aradan aldı, evrakları toplayıp bir dosyaya koydu. Ben de para ödeme kasasına gittim. Yazının başında da dediğim gibi 85 Euro yatırdım. Elimdeki fişe "PAID" mührünü basıp, parmak izi bölümüne yolladılar bu sefer de. Bürokrasiden nefret ediyorum.

Parmak izimi de aldıktan sonra "Bugün git, iki gün sonra gel." dediler. Demediler aslında da, Fransa vizesinin iki günde çıktığına dair söylentiler vardı. Biz de internet üzerinden takip edelim dedik.

13 Haziran'da konsolosluğa ulaşmış gözüküyordu.

14 Haziran'da (sadece dünmüş, üzerinden çok zaman geçmiş gibi) pasaportumun VFS Global'e geri ulaştırıldığı söyleniyordu. Aradım. "Gelin alın pasaportunuzu." dediler. Nasıl duş aldım, evden çıktım, otobüs, metrobüs, metro derken... VFS Global'deydim. Kapıda ablaya bu sefer yalvarmaksızın "Pasaportumu almaya geldim." dedim. Yine bir sıra numarası, yine beklemeceler... Bankoya gittim. Elimde bana verdikleri fişle beraber. Fişin arkasına pasaportumu teslim aldığıma dair imza attırdılar. VE BEBEĞİM PASAPORTUMU GERİ VERDİLER.

Bir heves içine koydukları poşetten çıkartmaya başladım. Neyle yapıştırmışlarsa o poşeti, açılmıyor bir türlü. Neyse açtım sonunda. Benim sevgili vizem oracıkta duruyordu işte!

Ne vermemezlik yapmışlardı, ne de istediğim tarihten sonra başlıyordu. İstediğim tarihin üç gün öncesinden itibaren 6 ay süreyle geçerli, 30 gün Schengen eyaletlerinde kalma izinli multipass bir vize. Hemen bana "Vermezler kesinlikle!" diyen arkadaşımın yanına gidip hava attım. :)

İşin en güzel yanı ise benim verdiğim iğrenç biyometriği değil, parmak izi alımında kendi çektikleri fotoğrafı kullanmış olmalarıydı. :)

Yarın İzmir'e gidiyorum. Paylaşımlarım sürecek. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder